21. yüzyılda hepimizin zihnini kurcalayan en büyük kavramlardan biri şüphesiz ki “yetenek”tir. Çoğu zaman “CV’im çok iyi, notlarım yüksek ama neden hala beklediğim ilgiyi göremiyorum?” serzenişlerini duyarız. Belki de siz de bu hissi yaşamışsınızdır. Peki, sorun gerçekten yeteneklerinizde mi, yoksa içinde bulunduğunuz sistemde mi? 1983 yılında sosyal psikolog Abraham Tannenbaum, “Yetenek sadece beyninizin içindekiyle ilgili değildir; toplumun size ne kadar ihtiyaç duyduğuyla ilgilidir” diyerek bu konuya farklı bir bakış açısı getirmiştir. Gelin, yetenek kavramını ve toplumdaki yerimizi Tannenbaum’un “Psikososyal Sınıflar Kuramı” üzerinden inceleyelim.
Tannenbaum’un Dört Yetenek Grubu
Tannenbaum, yetenekleri toplumsal ihtiyaçlara ve değerlere göre dört ana kategoriye ayırır:
- Ender Yetenekler (Scarcity Talents): Toplumun çok azında (%1) bulunan ve büyük bir ihtiyacı karşılayan becerilerdir. Tarihte Louis Pasteur’ün kuduz aşısını bulması buna en iyi örnektir. Günümüzde ise yapay zekayı kodlayabilen ve yönetebilen o %1’lik dilim, ender yetenekler grubunu oluşturmaktadır.
- Artık Yetenekler (Surplus Talents): İsmi olumsuz gibi tınlasa da, aslında toplumun düşünce sistemini ve estetik algısını zenginleştiren gruptur. Filozoflar, sanatçılar, komedyenler bu sınıftadır. Karl Marx, Kemal Sunal veya Cem Yılmaz gibi isimler, toplumsal yapıya kattıklarıyla bu gruba örnektir.
- Tuhaf Yetenekler (Anomalous Talents): Genellikle Guinness Rekorlar Kitabı’nda karşımıza çıkan, “dünyanın en uzun dürümünü yapmak” veya “bir dakikada en çok top sektirmek” gibi sıra dışı becerilerdir. Bu yetenekler herkes tarafından yapılamaz, ancak toplumun bu becerilere hayati bir ihtiyacı yoktur.
- Hisseli Yetenekler (Quota Talents): İşte düğümün çözüldüğü nokta burasıdır. Öğretmenler, akademisyenler, mühendisler, doktorlar gibi profesyoneller bu grubu oluşturur. Ancak bu grubun bir “kotası” vardır. Tıpkı 100 ml su alan bir bardak gibi, toplumun o anki ihtiyacı dolduğunda, siz 101. mililitre olursanız, ne kadar yetenekli olursanız olun bardaktan taşarsınız. Kotanın dışında kaldığınızda yeteneğinizin sistem içinde bir karşılığı olmayabilir.
Yetenek Coğrafyaya Göre Değişir
Yetenek mutlak bir değer değil, bağlamsal bir olgudur. Kutuplarda mükemmel iglo yapabilen birini Nijerya’ya götürdüğünüzde bu yeteneğinin hiçbir değeri kalmaz; çünkü Nijerya’da igloya ihtiyaç yoktur. Nijerya’da hayatta kalmak için hızlı koşmak bir yetenekken, bu kişiyi Norveç’e getirdiğinizde bu özellik sıradanlaşabilir.
Kültürel algılar da yeteneği şekillendirir. Kore’de yapılan araştırmalar, toplumun “uyumlu ve sosyal ilişkileri güçlü” bireyleri üstün yetenekli olarak gördüğünü; Finlandiya’da ise “bireysel problem çözebilen” kişilerin bu sınıfa konulduğunu göstermektedir. Yani beyin aynı beyin olsa da, bindiğiniz uçak sizi yetenekli olduğunuz bir yerden, sıradan olduğunuz bir yere taşıyabilir. Türkiye’de ise tarihsel olarak Nasrettin Hoca veya Keloğlan gibi “hazırcevap” karakterler üstün yetenekli profiliyle özdeşleştirilmiştir.
Ne Yapmalıyız?
Eğer kendinizi yetenekli ama mutsuz hissediyorsanız, sorun nöronlarınızda değil, bulunduğunuz ligde olabilir. Bu tükenmişlik hissinden kurtulmak için iki yolunuz var:
- Kotanın Sınırlarını Zorlamak: Bulunduğunuz alanda (örneğin akademide) sadece standartları karşılayan biri olmak yerine, güncel teknolojileri (yapay zeka vb.) işine entegre eden, vazgeçilmez biri haline gelmek. Böylece bardak dolsa bile dipte kalıcı olabilirsiniz.
- Ligi Değiştirmek: Eğer “hisseli yetenekler” grubunda sıkışıp kaldıysanız, yeteneklerinizle toplumun farklı ve az karşılanan bir ihtiyacına yönelerek “ender yetenekler” grubuna geçiş yapabilirsiniz. Özgün bir kuram ortaya atmak veya yeni bir çözüm üretmek sizi sıradan bir profesyonel olmaktan çıkarıp, aranan bir isim yapabilir.
Unutmayın, bardak taştı diye su suçlu değildir. Önemli olan, suyunuzu alacak doğru bardağı veya okyanusu bulmaktır.

Kaynaklar:
Yayınlar:
Demi̇rel, Ş., & Sak, U. (2011). Yetenek Hiyerarşisi: Üstün Yetenek Türlerinin Toplumsal Değerleri Üzerine Bir Araştırma. TALENT, 1(1), 61-76.
Lim, W., Plucker, J., & Im, K. (2002). We are more alike than we think we are: Implicit theories of intelligence with a Korean sample. Intelligence, 20, 185-208.
Raty, H., & Snellman, L. (1995). Conceptions of intelligence as social representations. European Journal of Psychology of Education, 3, 273-287
Sak, U. (2011). Üstün zekalılar: Özellikleri, tanılanmaları, eğitimleri. Ankara: Maya Akademi.
Sak, U. (2007). Giftedness and the Turkish culture. In S. N. Phillipson & M. McCann (Eds), Conceptions of giftedness: Socio-cultural perspectives (pp.283310). London: Lawrence Erlbaum Associates.
